Takdim

Bir savaş mütefekkirine göre insanların çoğunluğu yaradılıştan ürkektir ve daima görünür tehlikeyi abartırlar. Her nefeste nefslerine biçilmiş tehlikeyi yaşayan ve karşılama hassasını tabiatlarında taşıyanlarsa, imanın hakikatini burda görmüş ve kaygıda devam etmeyi imanın kemâlinden bilmiş kahramanlar… Bu hâl, kanıksadığı sahte rutinden ayrılışıyla düştüğü telaşta boğulan şaşkın tipin aksine, insanı mecalsiz bırakan bir “tehlike” ve “kaygı” durumu değil, derin hassasiyeti bileyen ve varoluş hakikati demini uyaran ruhîlik, mahrem aksiyondur.

Bir İtalyan General ise şöyle diyor: “Savaş disiplini barış disiplininin tıpkısı olmalıdır ve savaş disiplini manevi temelini barış disiplininde bulmalıdır.”.

Bunlarla birlikte, dünya çapında sosyal ve siyasi şartların objektif tahlilini ve “savaş-barış, evrim-devrim” gibi nitelendirmeleri bir kenara koyarsak:

Gerçek bir fikir ve aksiyon insanı için “nefs muhasebesi”, faaliyetlerinin her birinde şahsiyet olma imkânlarını kurcaladığı öz yaşantılarının asıl kaynatanıdır ve toplum da şahsiyetin üstün varoluşuna yataklık etmek için vardır. Üstün manasıyla şahsiyet ise, Allah ve Resulü gayesine erme yolculuğu; bu yolun kesiksizliğinde… Böylece, bu yolun cezbesiyle müthiş bir ıstırap ve zevk birlikteliğinde sürüklenen mücadele insanının yolculuğu ve görevi –insanî her seviye ve tüm sahaların hakkı verilmek şartıyla- açıklığa kavuşuyor; “yığının özrünün şuurunda, fert ve toplumu üstün şahsiyetlerin nabızlarında atan “bedahet temposu”nun ruh, fikir ve ahlâk zeminine yaklaştırma”…

Hedef görüldü. “Kendinden Zuhur Dili”, ilgi sahaları ve yönelenine özel tarzının kuşanılması gibi mesafesiz bir koşuya elinizdeki eserle giriş yapıyoruz. Böylece kendimizi Büyük Doğu-İBDA bütünlüğü karşısında tabiî bir silkelenme, bu bütünlüğün bizde ifadelenişi ve bizi ifadeye geçirişini, yani teshiri altına giriş tarz ve tavrımızı görme, gösterme çabasının yangınına bırakıyoruz.

Dünya çapında fikir mimarisinin ıstırap, çile ve zevk mekânına, -nitelik ve mevzu olarak- yine dünya çapında bir dokunuşla girilebilir. Nasibimizi kovalayacağız. “

Sır Müşterekliği”; İBDA teorik ve teknik dil-düşünce dünyasının iklim şartlarına intıbak ve Letta misyonunda saklı “nisbet karakteristiği-aslî muhteva” cevherinden başlıca hisseler…

Eylül 2023

İKİNCİ BASIM İÇİN NOT

Uzun yıllar süren dışa kapalı eğitim çalışmalarından sonra bu eserde, Letta’da tadılmasını beklediğimiz fikrî verim zeminini temel hassasiyetleriyle tanıtmak ve sonraki eserler için çeşitli işaretler koymak asıl hedefimizdi. Dünya görüşümüzün temel tezleri ve buradan hareketle farklı sahalara dair yeni neticelendirmelerimiz etrafında uzun uzadıya bahisler açmak değil de, “Letta Verim Dili”ne doğru “usul” esaslı bir mukaddime… Ve biz, muhtevasında gerçekleştirdiğimiz birtakım sadeleştirme, yeniden düzenleme ve kısa eklemelerin ardından bu basımı matbaaya gönderirken “Sır Müşterekliği”ni nihaî formuna kavuşturduğumuzu söyleyebiliriz.

“Sır Müşterekliği”nin mahrem manasına parmak ucuyla da olsa temas edebilmenin örneğini sergileyen bu basımı Letta etrafında mevzilenmiş ve mevzilenecek İslamcı gençliğe ithaf ediyorum; bu “dil”de buluşma, bu saflarda birleşme duasıyla…

Şubat 2025

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You May Also Like